Kötü ve iyi huylu kolesterol
Genel Sağlık

Kötü (LDL) ve İyi huylu kolesterol (HPL) Nedir? Nasıl dengelenir?

İyi huylu kolestrol (HPL), hücrelerde bulunan fazla kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek üzere karaciğere geri taşır. Ayrıca, bu taşıyıcılar damarların iç yüzeyine yapışmış olan kolesterolleri bir mıknatıs veya bir elektrikli süpürge gibi çekip alabilirler. Yani, kolesterolün, atardamarın cidarından uzaklaşmasını sağlarlar.

Demek ki, kanda dolanan yüksek yoğunluktaki taşıyıcıların miktarı arttıkça, kolesterolün damarlarımıza yaptığı zarar azalabilir.

“Türk Kalp Çalışması”nın yapmış olduğu araştırmaya göre, Türklerin iyi huylu kolesterol düzeylerinin oldukça düşük olduğu anlaşılmıştır. Türk erkeklerinin %50’sinde; kadınların ise %35’inde iyi huylu kolesterol ideal düzeyden düşüktür. Türk Kalp Çalışmasında, bu fark genetik nedenlere bağlanmıştır.

Aşağıda verilmiş olan tablodan da görülebileceği gibi, erkeklerin iyi kolesterol düzeylerinin 35 mg/dl’nin üzerinde olması önerilirken, Türk erkeklerinde bu değer sadece 37mg/dl’dir; kadınlarda ise 45 mg/dl olması önerilirken Türk kadınlarında bu değerin altındadır.

Kolesterolün kalp damarlarına yaptığı zararları azaltmanın bir yolu da iyi huylu kolesterol düzeyini mümkün olduğu kadar yükseltip, “kötü” kolesterolü düşürmektir.

Kötü Huylu Kolestrolü Düşük Tutmanın Yolları

  • Aşırı kilo almamak   
  • Yağ ve Kolesterol oranı
  • Spor yapmak yüksek olan besinlerden
  • Sigara içmemek uzak durmak

İyi huylu kolesterol nasıl yükseltilir?

Kötü  huylu kolesterolü düşürmek için uyguladıklarımızı iyi huylu kolesterol oranını yüksek tutmak için de uygulayabiliriz. Arada belirli farklılıklar bulunmasına karşın, biz burada temel prensip olarak yukarıda verilmiş olan listeyi kabul edeceğiz. Ancak, yaşımız ilerledikçe HDL oranımız azalmakta, LDL oranımız ise yükselmektedir.

Kötü huylu kolesterol (LDL)

Düşük yoğunluktaki taşıyıcılar (LDL) kolesterolü vücudun hücrelerine dağıtmaktan sorumludurlar. Ne yazık ki, bu taşıyıcılar hücrelere giderken küçük “kazalar” geçirerek yolda kolesterolü azar azar düşürebilirler.

Suda, dolayısıyla kanda erimeyen kolesterol ise atardamarların içinde birikmeye başlar. Başka bir deyişle, LDL kolesterolü kandan geçirerek atardamarların cidarlarına yığar. Biriken yağ benzeri bu maddeler plak oluşumuna neden olabilir. Bir teoriye göre, LDL atardamarın önceden hasar görmüş olan kısımlarında giderek birikmeye başlar. Damarın önceden hasar görmesi sigara veya yüksek tansiyon gibi farklı yollardan gerçekleşmiş olabilir/82′

Bu birikme sonucunda, damarlar daralır ve aynı yerden zamanla daha az kan geçer. Bu durum damar sertiği olarak tanımlanır. Bu durumu gözlerimizde canlandırmak için en iyi örnek, eski evlerin, içlerinde pislik biriken su borularıdır.

Bu durumda daralan damar nedeniyle kalp ve beyin gibi temel organlara ulaşan kan doğal olarak azalır. Bu organlar tarafından gerek duyulan talebin karşılanmaması ise ölümcül sonuçlar doğurabilir: Kalbe yeteri derecede kan ulaşamadığı takdirde kalp krizi, beyne ulaşamadığı takdirde felç ile sonuçlanabilecek beyin kanaması geçirilebilir.

Kalbe gerektiği miktarda kan ulaşmadığı anda kalp krizi geçirilecektir diye bir şart yoktur elbette. Bazı kişilerde bu durum hiç fark edilmez, bazılarında ise iskemik kalp hastalığı (Angina Pectoris) adı verilen bir rahatsızlık ortaya çıkabilir.

Kanda dolanan düşük yoğunluktaki taşıyıcıların miktarı arttıkça, damarların iç yüzeyinde oluşan plak fazlalaşarak kanın geçiş yolunu daraltır.

Damarlara verdikleri zarardan dolayı beslenmemizde LDL’yi mümkün olduğunca düşük düzeyde tutmaya çalışmalıyız. LDL’yi düşük tutmanın yollarını aşağıda göreceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir